Milletimiz sevinçleri paylaşarak çoğaltır, hüzünleri omuz omuza azaltır. Sadaka taşından Kızılay kumbarasına, Millî Mücadele'den asrın felaketine — yardımlaşma ve dayanışma genlerimizde!
Selçuklu ve Osmanlı'da meydanlara sadaka taşı konurdu: yardım edenler parayı taşa bırakır, ihtiyaç sahibi gecenin geç saatinde kimseye görünmeden, ihtiyacı kadarını alırdı. Böylece kimse incinmezdi — mahremiyet, yardımın altın kuralı!
Bugün aynı ruh sürüyor: Türk Kızılay'ın kıyafet dönüşüm kutuları geliri barınma ve eğitime dönüşüyor; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının Ulusal Vefa Programı 127.720 yaşlı ve özel gereksinimli vatandaşın ihtiyacını karşıladı.
İki dönem, aynı millet:
Sonuç: AFAD süreci yönetti, STK'lar koştu, MEB AKUB enkazda görev aldı. Muhabir notu: dayanışma bu milletin refleksi.
Ayşe'nin ihtiyaç listesinde 9 kalem vardı: mont, kazak, ayakkabı, sıvı sabun, peçete, çöp torbası, kitap, defter, kalem. Basındaki haberlerden çanta ve boya kalemi ihtiyacı öğrenilince liste kaç kaleme çıktı?
Meydanda dururum; içime bırakılan, gece kimse görmeden alınır. Ne kasayım ne kumbara — iyiliğin en kibar hâliyim. Ben neyim?
Bir ortaokulun yardım kulübü sınıflara kumbara koydu; öğretmen, öğrenci ve veli bağışlarıyla 7 yılda Somali'den Nepal'e 11 ülkede yetimhane, okul, sağlık ocağı ve su kuyuları yaptırıldı! Meslek liseleri de boş durmuyor: yalnız yaşayanların eşyalarını tamir ediyor, köy okullarına kütüphane kuruyor, yüz bin eve ramazan pidesi ulaştırıyor.
Düşün bakalım: Bu projelerde öğrencilerde hangi değerler gelişiyor?