Dağ, ova, göl, orman doğal çevremiz; ev, yol, köprü, okul beşerî çevremiz. Nüfus artışı, teknoloji ve küresel ısınma ikisini de dönüştürüyor — değişimin kazandırdıkları da var, aldıkları da!
Alper, babasıyla balkonda şehri izledi; baba anlattı: tek katlı bahçeli evler yüksek sitelere döndü, sokak oyunlarının yerini spor salonları aldı. Gölde 20 çeşit balık 3'e düştü, tarihî taş köprü trafiğe kapandı, göl seviyesi geriledi.
Devamı da var: tarım-hayvancılık azaldı, fabrikalar çoğaldı, göç arttı; mahalle bakkalının yerini AVM'ler aldı; ilk trafik lambası sevinci, bugün trafik ve egzoz dumanına dönüştü. Değişim sürecek — önemli olan onu iyi yönetmek!
Aynı ilden iki fotoğraf, iki değişim:
Sonuç: Son yüzyılda sulak alanlarımızın %40'ı kayboldu; bitki örtüsü tahribatı toz fırtınalarını artırdı. Muhabir notu: Yusufeli Barajı'nda 7 köy su altında kaldı, 507 konutluk yeni köyler kuruldu — değişimin iki yüzü.
Alper'in babası çocukken gölde 20 çeşit balık vardı; bugün 3 çeşit kaldı. Kaç çeşit azaldı? Peki bu, yüzde kaçlık bir kayıp?
Birimize insan eli değmedi: dağ, göl, orman bizden. Kardeşimi ise insanlar yaptı: yol, köprü, okul onun. Zaman ikimizi de değiştirir. Biz hangi iki kardeşiz?
Sınıf, ilindeki değişimi altı şapkalı düşünme tekniğiyle tartıştı: beyaz şapka net bilgi verdi, kırmızı duyguları anlattı, siyah riskleri sıraladı, sarı fırsatları gösterdi, yeşil geleceğe fikir üretti, mavi hepsini topladı. Sonuç bildirisi: "Yeşil Vatan'ı korumak, vatanı korumaktır!" Trabzon'daki Atatürk Köşkü'nün restore edilip yeniden açılması da gösterdi ki beşerî mirası korumak mümkün.
Düşün bakalım: Bir baraj aynı anda hem faydalı hem zararlı olabilir mi?