SBD Forum

İstiklal marşı ve Mehmet Akif ersoy'u anma günü için günün anlam ve önemi

Konu

#1
İstiklal Marşı'nın kabulü ve Mehmet Akif ersoy'u anma günü ile ilgili günün anlam ve önemi belirten öğretmen konuşmaları 

1️⃣ Meclis, Yarışma ve Ahlaki Duruş Vurgulu
Sayın Okul Müdürüm, değerli öğretmen arkadaşlarım ve sevgili öğrenciler;
Bugün 12 Mart 1921’in yıl dönümünde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen İstiklal Marşı’mızı anıyor; millî şairimiz Mehmet Âkif Ersoy’u rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyoruz. Bundan 105 yıl önce Anadolu’nun büyük bir bölümü işgal altındayken, milletimiz yokluk ve imkânsızlık içinde bağımsızlık mücadelesi verirken Meclis kürsüsünden yükselen o dizeler, bir milletin yeniden dirilişinin sembolü olmuştur.
Millî Mücadele’nin manevî gücünü artırmak amacıyla bir marş yazılması için yarışma açılmış ve kazanana para ödülü konulmuştur. Ancak Mehmet Âkif Ersoy, bu ödül nedeniyle yarışmaya katılmak istememiştir. Çünkü o, milletin bağımsızlığı için yazılacak bir eserin maddi bir karşılıkla ölçülmesini doğru bulmamıştır. Bu tavır, onun karakterinin en açık göstergesidir.
Dönemin Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey’in ısrarı ve ödülün kendisine verilmeyeceği güvencesi üzerine Âkif, Taceddin Dergâhı’nda kaleme aldığı şiiri Meclis’e sunmuştur. 12 Mart 1921’de büyük alkışlarla kabul edilen İstiklal Marşı, yalnızca bir şiir değil; imanla, cesaretle ve bağımsızlık inancıyla yazılmış bir manifestodur. Âkif, kazanılan para ödülünü de kabul etmeyerek Darülmesai’ye bağışlamıştır. Bu davranış, onun şahsî çıkar gözetmeyen, milletine adanmış bir fikir insanı olduğunu göstermektedir.
27 Aralık 1936’da aramızdan ayrılan Mehmet Âkif Ersoy, bizlere sadece bir marş değil; bir ahlak ve duruş mirası bırakmıştır. Bugün onu anmak, bağımsızlık ruhunu diri tutmaktır.
2️⃣ Mehmet Âkif’in Karakteri ve Fedakârlığı
Sayın Müdürüm, kıymetli meslektaşlarım ve sevgili öğrenciler;
12 Mart 1921, milletimizin bağımsızlık iradesinin resmîleştiği tarihtir. Ancak bu tarih aynı zamanda Mehmet Âkif Ersoy’un ahlaki büyüklüğünün de ortaya çıktığı gündür. Âkif, 1873 yılında dünyaya gelmiş, hayatı boyunca doğruluktan ve inandığı değerlerden taviz vermemiştir.
İstiklal Marşı için açılan yarışmada para ödülü olduğunu öğrenince katılmamış; “Ben milletimin bağımsızlığı için yazacağım şiiri para karşılığında yazmam.” anlayışıyla hareket etmiştir. Bu tutum, onun sanat anlayışını ve karakterini açıkça ortaya koymaktadır. Daha sonra yapılan ısrarlar üzerine şiiri kaleme almış; ancak ödül olarak verilen parayı da kabul etmemiştir.
Taceddin Dergâhı’nda yazılan bu eser, işgal altındaki bir milletin umudunu yansıtmıştır. “Korkma!” diye başlayan marş, aslında milletin yüreğine seslenmiştir. 27 Aralık 1936’da ebediyete uğurlanan Mehmet Âkif Ersoy, geride para ile ölçülemeyecek bir değer bırakmıştır. Onu anmak, fedakârlığı ve ahlaki duruşu anlamaktır.
3️⃣ Millî Mücadele ve Manevî Cephe
Sayın Okul Müdürüm, değerli öğretmenler ve sevgili öğrenciler;
1919’da başlayan Millî Mücadele süreci, sadece cephelerde değil; kalemle ve sözle de yürütülmüştür. İşte bu manevî mücadelenin en güçlü simgelerinden biri Mehmet Âkif Ersoy’dur. 12 Mart 1921’de kabul edilen İstiklal Marşı, bu mücadelenin ruhunu taşımaktadır.
Âkif, yarışmadaki para ödülü nedeniyle başlangıçta katılmamış; marşın milletin ortak sesi olması gerektiğini düşünmüştür. Ödülün kaldırılacağı bilgisi üzerine şiiri yazmış ve kazandığı parayı hayır kurumuna bağışlamıştır. Bu tavır, onun vatan sevgisinin maddi karşılıkla ölçülemeyeceğini göstermektedir.
Bugün bizlere düşen görev, o günün şartlarını anlamak ve bağımsızlığın değerini bilmektir. Mehmet Âkif Ersoy’u rahmetle anıyoruz.
4️⃣ Gençliğe Emanet Vurgulu
Sayın Müdürüm, değerli öğretmenler ve sevgili öğrenciler;
Sevgili öğrenciler, her sabah büyük bir saygıyla okuduğunuz İstiklal Marşı, 12 Mart 1921’de kabul edilmiştir. Bu marşı yazan Mehmet Âkif Ersoy, para ödülü olduğu için yarışmaya katılmak istememiştir. Çünkü onun için önemli olan milletin özgürlüğüdür.
Taceddin Dergâhı’nda yazdığı şiir, milletin bağımsızlık yeminidir. Kazandığı ödülü kabul etmeyerek milletine armağan etmiştir. 1936 yılında vefat eden Âkif, bizlere onurlu bir duruş bırakmıştır.
Bugün bu emaneti anlamak ve yaşatmak hepimizin sorumluluğudur.
5️⃣ Ahlak ve Sorumluluk Bilinci
Sayın Okul Müdürüm, değerli meslektaşlarım ve sevgili öğrenciler;
12 Mart 1921’de kabul edilen İstiklal Marşı, milletimizin karakterini yansıtan bir eserdir. Mehmet Âkif Ersoy, yarışmadaki para ödülü nedeniyle katılmak istememiş; daha sonra ödülü kabul etmeyerek örnek bir davranış sergilemiştir.
Bu tavır, bize ahlakın ve sorumluluk bilincinin önemini göstermektedir. Âkif’in kalemi, sadece bir şiir yazmamış; bir milletin onurunu yazmıştır.
6️⃣ Derinlikli ve Retorik Gücü Yüksek
Sayın Müdürüm, değerli öğretmenler ve sevgili öğrenciler;
12 Mart 1921… Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen İstiklal Marşı, milletimizin bağımsızlık iradesinin en güçlü ifadesidir. Ancak bu marşın arkasında bir karakter vardır: Mehmet Âkif Ersoy.
Yarışmaya konulan para ödülü nedeniyle katılmak istememiş; milletin bağımsızlığı için yazılacak bir eserin maddi karşılıkla ölçülemeyeceğini ifade etmiştir. Israrlar üzerine yazdığı marş, Meclis’te ayakta alkışlanmıştır. Ödülü kabul etmeyerek bu eseri milletine armağan etmiştir.
27 Aralık 1936’da aramızdan ayrılan Mehmet Âkif Ersoy’u rahmetle anıyor; onun bıraktığı bağımsızlık ruhuna sahip çıkacağımızı ifade ediyoruz.

7--------------------------------------------------------------------
Sayın Okul Müdürüm, değerli meslektaşlarım ve sevgili öğrenciler;
Bugün 12 Mart. Bundan tam 105 yıl önce, 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen İstiklal Marşı’mızın yıl dönümünü idrak ediyor; millî şairimiz Mehmet Âkif Ersoy’u rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Ancak bugün yalnızca bir şiirin kabulünü değil, bir milletin bağımsızlık iradesinin tarihe mühür vurduğu günü anıyoruz.
1919’da Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışıyla başlayan Millî Mücadele, milletimizin kaderini değiştiren bir diriliş hareketidir. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmış, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilan edilmiştir. Ancak o günlerde Anadolu’nun pek çok köşesi işgal altındadır. Ordumuz yokluk içindedir. Millet yorgun, fakat inançlıdır. İşte tam da böyle bir dönemde yalnızca silaha değil; umuda, morale ve ortak bir ruha ihtiyaç vardır.
Bu ihtiyaç doğrultusunda bir millî marş yazılması için yarışma açılır ve kazanana para ödülü konur. Fakat Mehmet Âkif Ersoy bu yarışmaya katılmak istemez. Çünkü onun için milletin bağımsızlığı para ile ölçülemez. O, “Ben bu marşı milletim için yazarım; karşılığında ödül alamam.” anlayışıyla hareket eder. İşte bu tavır, onun karakterinin en güçlü göstergesidir.
Dönemin Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey’in ısrarı ve ödülün kendisine verilmeyeceği güvencesi üzerine Mehmet Âkif, Ankara’da Taceddin Dergâhı’nda kaleme sarılır. Yazdığı şiir, 12 Mart 1921’de Meclis kürsüsünde okunur ve büyük bir coşkuyla kabul edilir. Meclis sıralarından yükselen alkışlar, aslında bir şiire değil; milletin ruhuna yöneliktir.
İstiklal Marşı, zaferden sonra yazılmış bir metin değildir. Henüz savaş devam ederken, zafer inancıyla yazılmıştır. “Korkma!” diye başlayan o ilk kelime, aslında milletin kalbine sesleniştir. Bu seslenişte korkuya yer yoktur; iman vardır, cesaret vardır, bağımsızlık tutkusu vardır. “Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal!” dizesi, yalnızca bir cümle değil; bir milletin özgürlük yeminidir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde yürütülen Millî Mücadele, cephede askerî zaferlerle sürerken; Mehmet Âkif’in kalemi de manevî cephede mücadele vermiştir. Biri milletin ordusuna komuta etmiş, diğeri milletin vicdanına seslenmiştir. Bu iki güç birleştiğinde ortaya bağımsız bir devlet çıkmıştır. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildiğinde, o cumhuriyetin ruhunda İstiklal Marşı’nın dizeleri yankılanmaktadır.
Mehmet Âkif Ersoy, kazandığı para ödülünü kabul etmemiş; Darülmesai’ye bağışlamıştır. Çünkü onun için önemli olan şahsî kazanç değil, milletin onurudur. 27 Aralık 1936’da aramızdan ayrılan Âkif, arkasında para ile ölçülemeyecek bir miras bırakmıştır. O miras, karakterdir; duruştur; bağımsızlık bilincidir.
Sevgili öğrenciler,
Her sabah büyük bir ciddiyetle okuduğumuz İstiklal Marşı, sıradan bir tören metni değildir. O, geçmişin fedakârlığını geleceğe taşıyan bir emanettir. Onu anlamak; bağımsızlığın ne şartlarda kazanıldığını bilmek demektir. Onu hissetmek; bu vatanın kolay kurulmadığını kavramak demektir.
Bugün 12 Mart’ta hem İstiklal Marşı’mızın kabulünü hem de o marşı yazan büyük şairimizi anarken; Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, Millî Mücadele kahramanlarını ve aziz şehitlerimizi de saygı ve rahmetle yâd ediyoruz.
Bağımsızlık, bir kez kazanılıp unutulacak bir değer değildir. Bağımsızlık, her neslin yeniden sahip çıkması gereken bir bilinçtir. Mehmet Âkif’in kaleminde vücut bulan o ruhu yaşatmak ve Atatürk’ün emanet ettiği Cumhuriyet’i aynı kararlılıkla korumak, hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bu duygu ve düşüncelerle, İstiklal Marşı’mızın kabulünün yıl dönümünü kutluyor; millî şairimiz Mehmet Âkif Ersoy’u, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.
Ruhları şad olsun.
8....….....…...................................
.....
Sayın Okul Müdürüm, değerli meslektaşlarım ve sevgili öğrenciler;
Bugün 12 Mart.
Bugün bir şiirin kabul edildiği günü değil, bir milletin ayağa kalktığı günü anıyoruz.
Bugün yalnızca İstiklal Marşı’nın kabulünü değil; bağımsızlık ruhunun millet iradesiyle tescillenişini hatırlıyoruz.
12 Mart 1921…
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, henüz savaş devam ederken, henüz zafer kazanılmamışken, henüz Anadolu’nun her köşesi güven içinde değilken, bir metin kabul edildi. O metin, bir zafer bildirisi değildi; bir inanç bildirgesiydi. O metin, bir şiir değildi; bir milletin karakteriydi.
1919’da Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışıyla başlayan Millî Mücadele, yalnızca askerî bir direniş değildir. O mücadele; iradenin, cesaretin ve millet olma bilincinin yeniden doğuşudur. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmış, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilan edilmiştir. Ancak o günlerde milletin yalnızca silaha değil, umuda da ihtiyacı vardı. İşte İstiklal Marşı, o umudun sesi olmuştur.
Bir yarışma açılmıştır. Kazanana para ödülü konulmuştur. Fakat Mehmet Âkif Ersoy yarışmaya katılmamıştır. Çünkü o, milletin bağımsızlığı için yazılacak bir eserin maddi karşılıkla ölçülmesini doğru bulmamıştır. Onun için istiklal para ile tartılamazdı. Onun için vatan sevgisi bir ödüle sığdırılamazdı.
Israrlar üzerine, ödülün kendisine verilmeyeceği sözü alındıktan sonra Taceddin Dergâhı’nda kaleme sarılmıştır. Ve yazmıştır… Ama yalnızca yazmamıştır; milletin kalbini konuşturmuştur.
“Korkma!”
Bir milletin en karanlık günlerinde söylenebilecek en güçlü kelimeyle başlamıştır. Çünkü korku yenilginin, cesaret ise dirilişin habercisidir. Âkif, millete korkmamayı öğretmiştir. Çünkü karşısında yalnızca bir ordu değil, inançlı bir millet vardır.
Mustafa Kemal Atatürk cephede ordulara yön verirken, Mehmet Âkif milletin ruhuna yön vermiştir. Biri askerî dehayı temsil etmiş, diğeri vicdanın ve imanın sesini. İşte bu birliktelik, Millî Mücadele’yi zafere taşımıştır. 30 Ağustos 1922’de kazanılan zaferin, 29 Ekim 1923’te ilan edilen Cumhuriyet’in mayasında İstiklal Marşı’nın ruhu vardır.
12 Mart 1921’de Meclis’te şiir okunurken milletvekilleri ayakta alkışlamıştır. O alkış, yalnızca bir edebî başarıya değil; milletin kendi özünü bulmasına yöneliktir.
Ve Âkif…
Kazandığı para ödülünü kabul etmemiştir. Onu bir hayır kurumuna bağışlamıştır. Çünkü o, yazdığı marşı satmamış; milletine armağan etmiştir. 27 Aralık 1936’da aramızdan ayrılırken arkasında servet değil, şeref bırakmıştır. Ün değil, onur bırakmıştır. Bir şiir değil, bir bilinç bırakmıştır.
Sevgili öğrenciler,
Her sabah okuduğunuz İstiklal Marşı, bir tören metni değildir. O, geçmişin fedakârlığını geleceğe taşıyan bir emanettir. Onu anlamak; bağımsızlığın ne demek olduğunu bilmektir. Onu hissetmek; bu vatanın hangi şartlarda savunulduğunu kavramaktır.
Bağımsızlık, bir defa kazanılıp kenara konulacak bir değer değildir. Bağımsızlık; her neslin omuzlarında taşınacak bir sorumluluktur. Atatürk’ün “En büyük eserim” dediği Cumhuriyet, işte bu ruhun üzerine inşa edilmiştir. Ve o ruhun dizelere dönüşmüş hâli İstiklal Marşı’dır.
Bugün 12 Mart’ta bizlere düşen görev yalnızca anmak değildir. Anlamak… ve yaşatmaktır.
Âkif’in ahlakını, Atatürk’ün kararlılığını, Millî Mücadele’nin cesaretini yaşatmaktır.
Bağımsızlık kelimesini sadece söylemek değil, içini doldurmaktır.
Çünkü istiklal bir kelime değildir.
İstiklal bir duruştur.
İstiklal bir karakterdir.
İstiklal, bir milletin asla boyun eğmeyeceğinin ilanıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle;
İstiklal Marşı’mızın kabulünün yıl dönümünü gururla anıyor,
Millî şairimiz Mehmet Âkif Ersoy’u,
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü,
Silah arkadaşlarını ve tüm kahramanlarımızı
rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
*Muammer ASLAN*
  >>>theLion<<<
Sosyal Bilgiler Öğretmeni
Son Düzenleme: 28-02-2026, 15:27, Düzenleyen: thelion.
Cevapla

Bir hesap oluşturun veya yorum yapmak için giriş yapın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

ya da

Bu Konudaki Yorumlar
İstiklal marşı ve Mehmet Akif ersoy'u anma günü için günün anlam ve önemi - Yazar: thelion - 28-02-2026, 15:24
Task
MyBB MyBB Tema